(ANKARA) – ÜNİPERSEN, Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin ağır tedavi gören çocuğunun yanında bulunmak isteyen üniversite idari personelinin geçici görevlendirme talebinin reddedilmesine ilişkin işlemin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, ailevi ve hayati mazeretlerin göz ardı edilemeyeceğine hükmettiğini bildirdi.
Üniversite İdari Personel Sendikası’nın (ÜNİPERSEN) sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Üyemizin evladının tedavisi için yaptığı geçici görevlendirme talebinin reddine emsal nitelikte karar. Düzce Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulunda Bilgisayar İşletmeni olarak görev yapan üyemiz, Ankara’da ağır bir tedavi süreci geçiren evladının yanında bulunabilmek amacıyla Gençlik ve Spor Bakanlığı emrine geçici görevlendirilme talebinde bulunmuştur. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından kabul edilen talep, Düzce Üniversitesi Rektörlüğünce üyemizin hizmetine ihtiyaç bulunduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine üyemiz, evladının tedavi sürecine refakat edebilmek için ret işleminin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle yargıya başvurmuştur.
İlk derece mahkemesinin yürütmenin durdurulması talebini reddetmesinin ardından yapılan itirazı inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 14. İdari Dava Dairesi, geçici görevlendirme taleplerinin değerlendirilmesinde ailevi ve hayati mazeretlerin göz ardı edilemeyeceğini ortaya koyan önemli bir karara imza atmıştır. Mahkeme, dosyada bulunan sağlık kurulu raporlarını, çocuğun devam eden tedavi sürecini ve babasının refakatine duyulan ihtiyacı birlikte değerlendirerek üyemizin evladının yanında bulunmasının hayati önem taşıdığına hükmetmiştir.
Kararda ayrıca, üyemizin geçici olarak görevlendirileceği Gençlik ve Spor Bakanlığında hizmetinden daha fazla verim alınabileceği belirtilmiş; söz konusu görevlendirmenin kamu yararı ve hizmet gereklerine daha uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu gerekçelerle, Düzce Üniversitesi Rektörlüğünün geçici görevlendirme talebinin reddine ilişkin işleminde hukuka uygunluk bulunmadığına hükmedilmiştir.
“GEÇİCİ GÖREVLENDİRME TALEPLERİ SINIRSIZ BİR TAKDİR YETKİSİYLE REDDEDİLEMEZ”
Bu karar, geçici görevlendirme taleplerinin yalnızca kurumun personel ihtiyacı gerekçe gösterilerek reddedilemeyeceğini; sağlık, aile birliği ve hayati zorunlulukların somut olayın koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. İdarelerin geçici görevlendirme konusunda takdir yetkisi bulunması, bu yetkinin sınırsız ve yargı denetimi dışında olduğu anlamına gelmemektedir. Kamu yararına, hizmet gereklerine ve hakkaniyete aykırı biçimde tesis edilen işlemler yargısal denetime tabidir. Karşılıklı yer değişikliği başvurularında son günlere girilirken verilen bu karar, becayiş uygulamasının üniversite idari personelinin tayin ve nakil sorununu tek başına çözemeyeceğini bir kez daha ortaya koymuştur.
Sağlık, eş durumu, aile birliği, engellilik ve bakıma muhtaç aile bireyleri gibi zorunlu mazeretler, aynı unvanda karşılıklı olarak yer değiştirmek isteyen başka bir personelin bulunmasına bağlı bırakılamaz. Bir kamu çalışanının ağır tedavi gören evladının yanında bulunabilmesi, tesadüfi bir eşleşmenin gerçekleşmesine veya idarenin takdirine bağlı olmamalıdır. Üniversite idari personeli için hizmet süresini ve hizmet puanını esas alan; sağlık ve aile birliği başta olmak üzere zorunlu mazeretlere öncelik veren; merkezi, şeffaf, denetlenebilir ve kalıcı bir tayin ve nakil sistemi gecikmeksizin hayata geçirilmelidir.
Buradan üniversite yöneticilerine açıkça sesleniyoruz: Bir anne veya babanın ağır tedavi gören evladının yanında bulunma talebinden daha üstün hangi idari gerekçe olabilir? Personel ihtiyacı, bir çocuğun tedavi sürecinde anne veya babasının refakatine duyduğu hayati ihtiyaçtan daha önemli görülebilir mi? ÜNİPERSEN olarak çalışanların aile bütünlüğünü, insan onurunu ve temel haklarını zedeleyen uygulamaları kamuoyuna taşımaktan çekinmeyeceğiz. Üniversite idari personelinin yaşadığı mağduriyetlerin üzerinin örtülmesine izin vermeyecek; hukuka ve kamu vicdanına aykırı uygulamaların korkusuzca takipçisi olmaya devam edeceğiz.”




