Haber: ÇAĞATAN AKYOL
(İSTANBUL) – İBB Davası’nın 68’inci gününde savunma yapan Medyascope Genel Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, “Parayla haber yapacak kadar şerefsiz birisi olsam bana para veren insan içeri girdiği zaman korkumdan ağzımı açmam. Benim operasyon öncesi Ekrem İmamoğlu ile ilgili yaptığım yayınların, yazdığım yazıların büyük bir kısmı eleştireldir” dedi.
Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın 68’inci günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda yapılıyor.
Akşam saatlerinde, dava kapsamında tutuksuz yargılanan gazetecilerin savunmalarına geçildi. Zam Haber’in sahibi Alican Ayvataş, “Ben 15 Ağustos 2025 tarihinde gözaltına alındım, ‘sosyal medyada yapılanması’ adı altında. Orada ‘halkı kin ve nefrete sürükleme’ suçundan alındım. 4 gün emniyette kaldım. İkinci gün bir ifade verdim. Orada sorulan soruların dışında iddianamede Alican Ayvataş olarak geldi. Bana orada Zam Haber’le alakalı sorular sorulmuştu. O yüzden ne cevap vermem gerektiğini bilmiyorum. Yani Fikir Koli Dijital Medya ile alakalı mı konuşmalıyım yoksa Alican olarak mı konuşmalıyım, onu bilmiyorum” ifadelerini kullandı.
“ABES SUÇLAMAYLA KARŞI KARŞIYAYIM”
Daha sonra Medyascope Genel Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’ın savunma yaptı. Davaya dahil edildiğinde gazeteciliğinin 40’ıncı yılı olduğunu vurgulayan Çakır, şunları söyledi:
“Bugüne kadar çok Kürt meselesi, İslamcılık, ülkücü hareket, Alevilik gibi zor konularda yıllarca çalıştım ve bir kere bile yargılanmadım. Geçen ay Kandil’de Duran Kalkan’la röportaj yaptım, ifadem bile alınmadı ama burada bir suç örgütüne üye olmamakla beraber bilerek, isteyerek yardım etmek gibi abes bir suçlamayla karşı karşıyayım. Bu benim çok ağrıma gidiyor. Buna beni bulaştıranlarla inşallah öbür dünyada hesaplaşacağım diye bu notu düşmek istiyorum özellikle. Yani 40’ıncı yılımda bana bunu yapmak çok büyük bir adaletsizlik. Bunu yapan her kimse kendilerine buradan bunu unutmayacağımı söylemek istiyorum. 19 Mart 2025’te gözaltılar oldu. Çok oldu ama biz gazeteciyiz, tabii ki takip ettik. Ekrem İmamoğlu ile Murat Ongun’un polis ifadeleri bir süre sonra medyaya yansıdı. O ifadelerde ‘Meşe’ adındaki gizli tanığın, benim de içinde olduğum galiba 12 gazeteci hakkında ifade verdiği çıktı. İddia o ki biz o gazeteciler, ben dahil, Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı -her seferinde adını hatırlamaya çalışıyorum, tanımadığım için- bizi besliyormuş, para veriyormuş falan.
“HABER ÇIKINCA TUTUKLANMAYI BEKLEDİM”
Ben açıkçası bu haber çıkınca gözaltına alınmayı ve hatta tutuklanmayı bekledim. Hatta bir video yaptım. Bu video ‘Eğer bu videoyu izliyorsanız ben tutukluyum demektir’ diye başlıyordu. Çok şükür yayınlamaya ihtiyacı doğmadı. Sonra beklemeye başladık ve 18 Mayıs 2025 Pazar günü Akşam gazetesinde ‘İmamoğlu Medyası A.Ş’ diye bir haber çıktı. Bunu da özellikle vurgulamak istiyorum. Genel yayın yönetmeni Mustafa Kartoğlu benim çok eski arkadaşımdı ve o günden beri benim suratıma bakamıyor. Bu habere göre -haber diyorum ama haber değil- benim de o isimleri geçen kişilerle birlikte Murat Ongun’la 18 kez ve aylık düzenli görünümü veren buluşma yaptığım, Emrah Bağdatlı ile 11 kez ve akşam saatlerinde buluştuğum yazıyordu. Murat’ı ben yıllardır tanırım. Benden gençtir, sevdiğim bir meslektaşımdır. Birlikte çalışmadık ama birbirimizi tanırız. 2019’da kendisi Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olarak karşıma çıktı, seçim öncesi. Hatta sizin o meşhur HTS kayıtlarında var. İstanbul Kurtuluş’taki bir mitingde Ekrem İmamoğlu ile ilk kez orada tanıştım. Murat’a söyledim, Murat tanıştırdı. Ekrem İmamoğlu’yla hatta kayınpederin Trabzon’da olması hasebiyle kısa bir özel sohbetimiz de olmuştur.”
“GALATASARAY MAÇINA GİTMEKLE SUÇ İŞLEMİŞ OLUYORUM”
İmamoğlu’nun Medyascope’la ilişkisinin çok sınırlı olduğunu belirten Ongun, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2-3 kere yayın yaptık, çok fazla haber yapmadık ama yine sizin meşhur HTS kayıtlarında olduğu gibi Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı önemli basın toplantılarını yerinde izledim gazeteci olarak. Tabii ki Murat Ongun da olduğu için aynı yerde buluşmuş oluyoruz ama şu benim kafama takıldı. Akşam saatlerinde ben Emrah Bağdatlı adlı tanımadığım kişiyle nasıl buluşurum? Açık söyleyeyim, bilenler bilir; ben çok evden işe, işten eve birisiyim. Sosyal hayatım yok denecek kadar azdır. İstisnası Galatasaray’dır. İnanmayacaksınız ama böyle. 18 Mayıs 2025 Pazar günü Akşam gazetesinin haberinin çıktığı gün ben statta Kayserispor maçına gittim. Maç başlamadan 20 dakika önce bende jeton düştü. Hatırladım ki Murat’ın da locası mı, kombinesi mi ne var. Benim 20 yıldır kombinem var Galatasaray’da. Sonra cep telefonundan baktım, Emrah Bağdatlı denen şahsın X hesabında takip ettiği tek bir hesap var, Galatasaray. Ben Galatasaraylı olmak, kombine sahibi olmak ve maçlara gitmek gibi bir suç işlemiş oluyorum. HTS kayıtları sonra çıktı, arkadaşlar seyrederdi. Mesela Manchester maçına gittim, onlar da tabii ki gitmiş. Yani orada 40 bin kişiydik.”
“MEŞE, İLKE OLDU”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2023’teki Trabzon ve İzmir mitingine gittiğini belirten Çakır, şöyle devam etti:
“Bunlar da gitmişler, HTS kaydı var ama ben Kılıçdaroğlu’nun başka mitinglerine gittim. Kayseri’ye, Konya’ya, Ankara’ya gittim, oraya gitmemişler. Oraya gitselerdi orası da olacaktı. Ankara CHP Kurultayı’na gitmişim, onların hepsi sizde var. CHP Kurultayı’na gittiğim için, onlar da orada olduğu için HTS kaydım var. 18 Mayıs’ta bu oluyor. Sonra beni gözaltına alıyorsunuz, gözaltı denmiyor ona ne demekse, 6 Kasım’da ama savcılığa çıkmıyoruz. Mali Şube’de bir hanımefendi gelen soruları okuyor bana. Okurken diyor ki ‘İlke adlı gizli sanık sizin hakkınızda şunu demiş’. Ben orada dedim ki, hiç unutmuyorum, ‘Bizimki bir ağaç isimliydi. Meşe. Ne oldu Meşe’. Birden İlke oldu, hâlâ bilmiyorum. Ekrem İmamoğlu’nun ve Murat Ongun’un polis ifadelerinde benim adımın geçtiği bölümde gizli tanık Meşe’dir. Aynı cümleler, aynı blok cümle iddianamede benim hakkımda gizli tanık İlke olarak var.
“GAZETECİYE ‘BU YAYINI NİÇİN YAPTINIZ’ DİYE SORULMAZ”
Orada bir husus var. Bana hanımefendi şunu sordu. İki tane Medyascope’ta yaptığım yayını sordu. ‘Bunları niye yaptınız’ diye sordu. Yani bir gazeteciye sorulacak soru değil ama hanımefendinin hiçbir günahı olmadığı için ben kendisine bir şey söyleyemedim. Bir gazeteciye ‘Bu yayını niçin yaptınız’ diye sorulmaz. Güya ben o yayınlarla aldığım paranın karşılığını veriyormuşum. Gizli tanığın ifadesi diyelim ki 16 Mart, benim o yayınları yapış tarihim tutuklamalardan sonra. Çok açık söylüyorum. Parayla haber yapacak kadar şerefsiz birisi olsam bana para veren insan içeri girdiği zaman korkumdan ağzımı açmam. Benim operasyon öncesi Ekrem İmamoğlu ile ilgili yaptığım yayınların, yazdığım yazıların büyük bir kısmı eleştireldir. Eğer zahmet edip baksaydılar onu görürlerdi. Bir buradan bunu anlatıyorum. Hakkımda hiçbir eylem yoktu, 141/5’ten yargılanıyordum.”
“TALİMAT” SORUSUNA SERT ÇIKTI
Tutuksuz Kazım Eren Sönmez’in avukatı Çağlanur Yıldız’ın “Lütfen beni bağışlayın, sizi çok fazla yormak istemiyorum. Haberlerinizi yaparken -ben bunların cevabını tam verebiliyorum ama karşılaştığımız iddianame malumunuz- içeriğine dair herhangi bir talimat alır mıydınız? Bu talimatları aldığınız bir WhatsApp grubu var mıdır” sorusuna Ruşen Çakır, “Hanımefendi, kusura bakmayın ama siz bunu bana kafeteryada sorsaydınız küfrederdim” yanıtını verdi.




