1. Haberler
  2. Spor
  3. TBMM Başkanı Kurtulmuş: Önümüzdeki asır Türkiye’nin önlenemez yükselişinin asrı olacak

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Önümüzdeki asır Türkiye’nin önlenemez yükselişinin asrı olacak

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye, birlik ve beraberlik içerisinde, istikrar içerisinde, ekonomik gücüyle etrafındaki bütün komşu halklarla birlikte çok güçlü bir coğrafyanın lideri ve inşallah küresel ölçekte de güçlü bir lider ülke olarak ikinci asrına damgasını vuracaktır. Önümüzdeki asır Türkiye'nin önlenemez yükselişinin asrı olacaktır" dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Önümüzdeki asır Türkiye’nin önlenemez yükselişinin asrı olacak
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(AFYONKARAHİSAR) – TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Türkiye, birlik ve beraberlik içerisinde, istikrar içerisinde, ekonomik gücüyle etrafındaki bütün komşu halklarla birlikte çok güçlü bir coğrafyanın lideri ve inşallah küresel ölçekte de güçlü bir lider ülke olarak ikinci asrına damgasını vuracaktır. Önümüzdeki asır Türkiye’nin önlenemez yükselişinin asrı olacaktır” dedi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Afyonkarahisar’da “Büyük Taarruz’un 104’üncü Yıl Dönümü ve Zafer Haftası Kutlama Programı”nda konuştu. Kurtulmuş, açıklamasında şunları söyledi:

“Türkiye’nin tarihi gerçekten fevkalade büyük kahramanlıklarla dolu, zengin destanlarla dolu bir tarihtir. Hele hele 30 Ağustos haftası, bildiğiniz gibi, tam manasıyla bir zaferler haftasıdır. Yarın 26 Ağustos. 26 Ağustos’ta, 1071’de Malazgirt’in kapılarından Anadolu topraklarına giren Sultan Alparslan Han komutasındaki ordular, Anadolu’yu kıyamete kadar milletimizin yurdu kılmış ve burayı ilelebet Devlet-i Ebed Müddet’in vatanı hâline getirmiştir. Aynı şekilde 26 Ağustos 1922’de de o günkü zor şartlar içerisinde, buradan Şuhut’tan bir gece evvel, yani 25 Ağustos gecesi başlatılan yürüyüşle birlikte 26 Ağustos’ta Büyük Taarruz başlatılmış ve çok şükür 30 Ağustos’ta da zafer kazanılarak 9 Eylül’de düşman denize dökülmüştür. Değerli kardeşlerim, Malazgirt Anadolu’ya giriş kapısı ise burası, Afyon da Anadolu’dan emperyalistlerin kovulduğu çıkış kapısıdır. Onların dışarıya gönderildiği kapıdır. Ne Malazgirt kolaylıkla kazanılmış bir zaferdir ne 30 Ağustos kolayca kazanılmış bir zaferdir. Tarih sadece hatıra olsun diye anlatılmaz. Tarih, ibret almak için, dersler çıkarmak için ve geleceğe daha güçlü hazırlanmak için bizim için bir kuvvettir. Kuvve-i maneviyedir, kuvve-i milliyedir. Yani millî bir güçtür, manevi bir güçtür. Dolayısıyla tarihi en iyi şekilde anlayacağız, en iyi şekilde özümseyeceğiz ve önümüzdeki gelecek nesillere de tarihten çıkardığımız dersleri en güzel şekilde aktaracağız.

Sevgili Afyonlular, 30 Ağustos’a gelinen şartlar içerisinde, 26 Ağustos ve daha öncesinde Sakarya Meydan Muharebesi ile başlayan süreç aslında tam manasıyla bir yokluklar dönemiydi. Elde yok, avuçta yok. Bırakın topu, tüfeği, bırakın kurşunu, silahı; elinde doğru dürüst kazması, küreği bile olmayan bir millet, ‘Ya Allah!’ diyerek ayağa kalktı ve Anadolu’yu işgalden kurtararak bu yurdumuzun ilelebet Devlet-i Ebed Müddet’in vatanı olması kararını bir kere daha tescilledi. Allah hepsinden razı olsun. O zor mücadelede emeği geçen herkesi rahmetle, şükranla anıyoruz. Başta Şuhut’taki evde son müzakerelerini yapan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, silah arkadaşları olmak üzere burada bu büyük mücadeleyi veren ordunun kahraman her bir ferdine rahmetle, minnetle, şükranla hislerimizi ifade ediyoruz. Allah hepsinden razı olsun. Bu büyük mücadele bize bir miras olarak kaldı. Nasıl bu vatan bize bir mirassa bu mücadele de bir miras olarak bizlere kaldı.

“MAALESEF ANADOLU’YU BU FİTNENİN ÜZERİNE KURDUKLARI SİYASETLE İŞGAL EDEBİLDİLER”

Değerli dostlar, şöyle sormak lazım soruyu: Allah aşkına Yunan’ın ne işi vardı buralarda? Allah aşkına İngiliz’in ne işi vardı İstanbul’da? Fransız’ın ne işi vardı Antep’te, Hatay’da? İtalya’nın ne işi vardı Anadolu’nun topraklarında? Emperyalistler, dün o zaman gözüne hasta adam olarak kestirdikleri Osmanlı’yı tamamıyla yok etmek ve Türkleri bu topraklardan tamamen kazıyıp atmak için, Akif’in tabiriyle, “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela. Hani tâuna da züldür o rezil istila.” dedikleri istilayı yaparak Anadolu’dan bizi atmaya çalıştılar. Çok şükür, 104 sene evvel başlatılan bu mücadelenin sonunda, ifade ettiğim gibi, gelenler çıkış kapısından kaçıp giderek geldikleri gibi gittiler. Biz buradayız ve kıyamete kadar burada olmaya, daha güçlü bir şekilde olmaya devam edeceğiz. Dün dünyanın en büyük devletlerinden birisi olan Osmanlı Cihan Devleti’ni paramparça edenler, etnik, mezhebî ve dinî farklılıklar üzerinden çok kısa bir süre içerisinde darmadağın edenler, maalesef Anadolu’yu bu fitnenin üzerine kurdukları siyasetle işgal edebildiler.

Değerli kardeşlerim, koskoca Balkan coğrafyası 20 yıl içerisinde paramparça oldu. Altı asır bir arada, birlikte yaşayan bütün unsurlar dağıtılarak etnik fitneyle birbirinden uzaklaştırıldı. Yine “Burası Huş’tur, yolu yokuştur, giden gelmiyor, acep ne iştir?” diyerek ağıtlar yaktığımız Yemen başta olmak üzere birçok kardeş coğrafyada askerlerimiz nice isyanların karşısında maalesef büyük mücadeleler verdiler ve şehit oldular. Bir asır evvel etnik fitneyle “Sen Türksün, sen Kürtsün, sen Bulgarsın, sen Arnavutsun, sen Acemsin.” diyerek böldükleri bu coğrafyada oynadıkları oyunlar yetmezmiş gibi, bir aparat hâline getirdikleri terör örgütleri vasıtasıyla da neredeyse Cumhuriyetimizin birinci asrının yarısını çaldılar. Türkiye, maalesef ikinci asrına girdiğimiz Cumhuriyetin ilk asrının yaklaşık 50 yılını terör belasıyla uğraşmak zorunda kaldı. Aranızda gazilerimizi görüyorum ve memleketin her yerine gittiğimizde, şehit cenazelerine katıldığımızda o acılara hayatı boyunca şahit olmuş birisi olarak ifade ediyorum: O mücadelede şehit olanların hiçbirisinin ailesinden biz bir isyan sözü duymadık. Herkes “Vatan sağ olsun, millet sağ olsun.” dedi. Dua etti.

“ARTIK HİÇBİR ŞEHİT CENAZESİNİN GELMEYECEĞİ BİR TÜRKİYE’Yİ İNŞALLAH HEP BERABER İNŞA EDİYORUZ”

Şimdi ikinci asrımızın hemen başında, Cumhuriyetimizin ikinci asrının hemen başında yeni bir kapı önümüzde açılıyor. Artık bu milletin evlatlarını etnik aidiyetleri üzerinden birbirine düşman etmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Artık bu memleketin evlatlarını mezhep ve meşrep farklılıkları yüzünden birbirinden ayırt etmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Nasıl birinci asrımızın, ilk asrımızın 50 yılı teröre heba edilmiş, binlerce canımız şehit olmuş, binlerce insanımız ölmüş, 2,3 trilyon dolar büyük bir kayba uğramışsak artık önümüzde yeni bir kapı açılmış, yeni bir yolun başlangıcındayız. Bu yol kardeşlik yoludur. Bu yol birlik ve beraberlik yoludur. Bu yol, aynen 104 sene evvel burada, Kocatepe’de bütün etnik unsurlarıyla birlikte “Ya Allah!” diyerek ay yıldızlı hilalin altında buluştuğu gibi atalarımızın, bizim de 86 milyon olarak buluşup yürüyeceğimiz bir yoldur. Bu yolda ayrılık gayrılık yok. Bu yolda ne ayrımcılığa yer var ne ayrılıkçılığa yer var. Bu yolda insanların hepsini, yurttaşlarımızın hepsini yaratılıştan eşitliğe sahip olan Hazreti İnsan olarak görmek var. Artık hiçbir şehit cenazesinin gelmeyeceği bir Türkiye’yi inşallah hep beraber inşa ediyoruz ve sadece kardeşlik türküleri, sadece birlik ve beraberlik türküleri söylenecektir.

Önümüzdeki dönem yeni bir kapının açıldığı, yeni bir yolun başında olduğumuz bir dönemdir, dedim. Bu yeni yolun adı Türkiye’nin önlenemez yükselişidir. Allah’ın izniyle Türkiye, birlik ve beraberlik içerisinde, istikrar içerisinde, ekonomik gücüyle etrafındaki bütün komşu halklarla birlikte çok güçlü bir coğrafyanın lideri ve inşallah küresel ölçekte de güçlü bir lider ülke olarak ikinci asrına damgasını vuracaktır. Buna yürekten inanıyorum. Ancak böyle yaptığımız takdirde şehitlerimizin kanının bereketinin karşılığını görmüş oluruz. Ancak böyle yaparsak tarih boyunca yaşadığımız bu kadar büyük zorlukların karşılığını vermiş oluruz. Önümüzdeki asır, tekrar ediyorum, sadece bir zafer haftasının vermiş olduğu hâletiruhiye ile söylemiyorum. İnanarak söylüyorum. Önümüzdeki asır Türkiye’nin önlenemez yükselişinin asrı olacaktır. Bir asır evvel buraya gelenler, Kocatepe’ye kadar gelenler, İstanbul’a kadar gelenler, Gaziantep’e kadar gelenler, onlar hasta adamın artık tamamen ortadan kaldırılması için çalışıyorlardı, uğraşıyorlardı. Allah’a binlerce şükrederiz bir asır sonra hasta adam dedikleri Türkiye güçlü ve büyük bir Türkiye olarak ayağa kalkmış. Bize hasta adam diyenlerin çoğu da kendileri hastalıklı hâle gelmişlerdir. Bu birliği, bu dirliği hep beraber inşallah sağlayacağız. Aramızda nefretin, kinin, ayrılıkçılığın ve ayrımcılığın hiçbirisine yer vermeyeceğiz.

“HER ALANDA DÜNYA MİLLETLERİYLE YARIŞTA EN ÖNDE OLARAK BU SÜREÇTE DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE’Yİ İNŞA EDECEĞİZ”

Değerli kardeşlerim, tarih bize bir şey öğretiyor. Ne zaman parçalandıysak, ne zaman ayrıştıysak gücümüz ortadan kalktı. Aslında bu Kur’an’ın bize emrettiği bir gerçektir: “Ey inananlar, sımsıkı Allah’ın ipine sarılın. Sakın ha ayrılığa, fitneye, tefrikaya düşmeyin.” Tarih boyunca ne zaman bir olduk ve tefrikaya düşmediysek ispatı Malazgirt Zaferi’dir. Sultan Alparslan’ın ordusunda nice o dönem çevre ahali halkları; Kürt’üyle, Türk’üyle, Türkmen’iyle, Sünni’siyle, Alevisiyle Sultan Abdülhamid’in ordusunda 26 Ağustos’ta düşmana karşı mücadele etti. Aynı şekilde Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Kocatepe’de, Sakarya’da ne kadar etnik yapımız varsa hep beraber “Ya Allah!” diyerek şu ay yıldızlı bayrağın altında buluştuk. Bunu sağladığımızda bizden güçlüsü yok. Ayrılığa başladığımız zaman ayrılığın da durduğu, duracağı ayarı yok. Bunu biliyoruz. Tarih bize bunu öğretiyor. İnşallah 26 Ağustos 1922’den 26 Ağustos 2026’ya gelirken çok büyük mesafeler katederek gelmiş olduk. Vatanımız ilânihaye bize yurt olarak emanet edildi. Biz bu emaneti de kıyamete kadar, sonuna kadar taşıyacağız. Bu topraklarda birlik içinde, dirlik içerisinde vatansever olmayı ortak hedefimiz olarak kabul ederek, vatansever olmanın da vatan için en iyi çalışmak demek olduğunu bilerek tarımda, teknolojide, sanatta, yüksek teknolojilerde, her alanda dünya milletleriyle yarışta en önde olarak bu süreçte daha güçlü bir Türkiye’yi inşa edeceğiz.

Ben hepinizin Zafer Bayramı’nı, Büyük Taarruz’un yıl dönümünü kutluyorum. Büyük Taarruz’un komutanı, Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün geçmişlerimizi şükranla, rahmetle yâd ediyoruz. Onlara buradan saygılarımızı ifade ediyoruz. Değerli Afyonlular, bu millet, tekraren ve son olarak söylüyorum, tarihin zor dönemlerini başarıyla geçmiş bir millettir. Şunu da söyleyeyim: Anadolu topraklarına geldiğimiz zaman hiçbir zaman, hiçbir günümüz böyle keyifle yan gelip yatarak asla geçmemiştir. Hep mücadele ettik. Hep uğraştık. Hep kavga verdik. Hep ayakta durmaya çalıştık. Ama bu milletin bir ortak özelliği de şudur: Hiç geriye bakmaz. Hep ileriye bakar. Bu millet Malazgirt’ten bu topraklara girdiği günden beri sadece fiziken değil, aynı zamanda maddi ve manevi olarak da hep ileriye baktı ve bugünlere kadar geldi. Allah bu milletin yolunu açık etsin. Allah bu milletin ufkunu aydınlık etsin. Birliğimiz, dirliğimiz, kardeşliğimiz daim olsun. Aziz vatanımız kıyamete kadar payidar olsun, diyorum.” 

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Önümüzdeki asır Türkiye’nin önlenemez yükselişinin asrı olacak
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.